Bilim-Sanat

İnsanla Maymun Akraba mıdır? Prof. Doktor Cemal Yıldırım Kaleminden

İnsanla maymun akraba mıdır?

İnsanın evrimine ışık tutan fosillerin birçoğu yüzyılımızda bulunmuştur. Bu arada insanın maymunla yakınlığına ilişkin kanıtlarda büyük bir artış göze çarpmaktadır. Maymunların davranışları üzerindeki incelemelerin yoğunluk kazanmasıyla, insanın gerçekten kendine özgü bir özelliğinin olup olmadığı sorusu daha bir ağırlık kazanmıştır.

Taksonomistler çoğunluk insanı «Hominidae» familyasına, şempanze, goril ve orangutanları «Pongidae» diye başka bir familyaya sokmaktadır. Bir bölümü de insanı ayrı bir familya saymayı gereksiz görmektedir. Maymunların da kendi aralarında kimi farklılıklar gösterdiğini biliyoruz. Maymun ve insan aynı kökten milyonlarca yıl önce ayrılan iki değişik türdür. Bu, ortak atalarımızın yan maymun yan insan olduğu demek değildir, elbet. Ne var ki, bu iki yakın türden her birinin birtakım ayırıcı özelliklerine karşın aralarındaki anatomik benzerlikler gözden kaçmayacak kadar belirgindir, iki türün kemik ve kaslan, büyüklük küçüklük farkları bir yana, bire-bir eşleştirilebilir yapıdadır. İnsan anatomisinde gözlenen modifikasyonların çoğu iki-ayaklı olma, dik durma ve kafatası ile omurga sütunu arasındaki kavşağın konumu gibi farklardan doğmaktadır. Baş yapısındaki modifikasyonlar özellikle daha belirgindir. İnsanda baş gövdeye göre daha büyüktür. Beynimiz ortalama 1.400 cm.3‘tür. Oysa bu şempanze için 400 cm.3, goril için 500 cm.3 olarak saptanmıştır. İnsanın kafatası daha küresel olup alnımız doğrudan yüzümüzün önü üstünde yükselir. Azı dişlerimiz paralel değil, parabolik yay biçiminde kurulmuştur; maymunlarınki ile karşılaştırıldığında daha küçük ve basıktırlar.

İnsanı maymunlardan ayıran en büyük farkı anatomide değil davranışta bulmaktayız. Ne var ki, tüm üstün zihinsel yeteneklerimize karşın davranışlarımızda gerçekten «bize özgü» diyebileceğimiz özellikleri tanımlamada antropologlar büyük güçlüğe uğramıştır. Bir zamanlar insan «araç kullanan tür» diye tanımlanmıştı. Sonra maymunlarla daha başka hayvanların da araç kullandığı saptanınca, bu kez insanı «araç yapan tür» (homo faber) diye tanımlamak yoluna gidilir. Ancak bu da, Jane Goodall adındaki ünlü gözlemcinin, şempanzelerin «termite» denilen böceklerin yuvasına sokmak için çubuk yonttuklarını saptaması üzerine geçerli bir tanım olmaktan çıkar. Dahası şempanzelerin bu davranışı bir tür eğitim yoluyla öğrendikleri göz önüne alındığında, «kültürel gelenek» dediğimiz olgunun da insana özgü olmadığı söylenebilir. Bunun bir kanıtını da Japon maymun birliklerinin geliştirdikleri bir gelenekte buluyoruz. Bunlar yemek için topladıkları tohumları toz, toprak ve kumdan arındırmak için önce suya atmakta, sonra yemektedirler.

Maymunla insanın yakınlık derecesi nedir?

Maymunla insan anatomileri arasındaki farkların çoğunun organizmanın çeşitli organlarının büyüme hızını yöneten birkaç gen’den kaynaklandığı söylenebilir. Öyleyse, iki tür arasındaki farklar belki de ilk bakışta sandığımız ölçüde büyük değildir. Bu olasılık, maymunlarla akrabalığımızı en sağlam biçimde kanıtlayan moleküler biyolojinin son otuz yılda sağladığı verilerle büyük ölçüde pekiştirilmiştir. Özellikle moleküler genetik’e kısa bir bakış bu verileri anlamamızı kolaylaştıracaktır.

Genlerin birçoğu protein oluşturmaya yönelik kodlanmış bilgi içerir. Proteinler yirmi kadar değişik amino-asiti içine alan doğrusal zincirlerdir. Bir proteinde ortalama 1500 DNA nükleotide karşılık 500 amino-asit vardır. Bu, bir proteinin ne kadar çok mutasyona olanaklı olduğunu gösterir.

Canlı dünyada herhangi iki türe ait bir proteindeki amino-asit farklarının sayısı, o iki türün genetik olarak ne denli farklı olduğunu gösteren iyi bir ölçektir. Genellikle, bu şekilde ölçülen genetik fark, söz konusu türlerin ortak atalarından bu yana geçen süreyle orantılıdır. Örneğin, değişik memelilerin, sürüngenlerle karşılaştırıldığında, sürüngenlerden çok birbirine, balıklarla karşılaştırıldığında balıklardan çok sürüngenlere benzediğini biliyoruz. Evrimin geçirdiği uzun dönemler göz önüne alındığında, DNA’daki ortalama değişme hızının aşağı yukan sabit kaldığı söylenebilir. Buna bakarak, biyologların çoğu, protein ya da DNA’daki farkların, karşılaştırılan türlerin ortak atadan ne zaman ayrıldıklarını gösteren bir tür «saat» olarak kullanılabileceğine inanmaktadır.

Maymun ve insan proteinlerinin yakın benzerliği hayret verici ölçüdedir. Örneğin, «hemoglobin» dediğimiz kanda oksijen taşıyan protein, hem insan hem maymunlarda aynı düzende 287 amino-asit içermektedir. Oysa iki ayrı kurbağa türünde bile hemoglobin tam 29 amino-asit fark göstermektedir. Buna karşılık, bir kas proteini olan mioglobindeki 153 amino-asitten yalnızca bir tanesinde insanla şempanze farklıdır. Biyo-kimyagerlerin 12 çeşit protein üzerinde yaptıkları bir araştırmada insanla şempanzenin her 1.000 amino-asitten ortalama 7 tanesinde farklı olduğu saptanmıştır. Protein ve DNA’dan sağlanan veriler insanla maymunların genetik olarak birbirine benzerliğinin, dış görünümlerinde özdeş olan bazı meyve sinek türlerinin ya da farelerin kendi aralarındaki benzerlikten daha büyük olduğunu göstermektedir. Bu benzerlik o denli büyüktür ki, insanla maymunun ortak kökten ayrılışlarının beş milyon yıldan daha gerilere uzanmadığı hesaplanmıştır.

Oyunuz kaydedildi! Şimdi paylaşabilirsiniz!


Ne Düşünüyorsun?

  • Beğen
  • Hahaha
  • Sevimli
  • İnanılmaz
  • Üzgün
  • Sinirli

İlginizi Çekebilecek Benzer Yazılar


Düşüncelerini bizimle paylaşır mısın?

Bu Konuda 1 Yorum Yapıldı. Sen de Bu Konudaki Yorumunu Bizimle Paylaşır Mısın?

  1. snk

    15 Aralık 2016 at 15:30

    Yazıyı okudum. Bilinen taksonomik bilgilerin dışında çok anlamlı bir bilgi içermediğini söyleyebilirim. Yazının önermesi “benzerlikler çok, o halde maymunlar bizim atamızdır 🙂 ” şeklinde.
    Bu tür hatalar eskiden elektron mikroskobundan önce ve sahtekarlık olarak da Haeckel ile birlikte anılan iddialardı. Arada çok şeyler değişti. Genetiği doğru yorumlarsanız, önermenizin doğrulanmadığını görürsünüz. Benzerlik bir evrim ispatı değildir. Gergedan böceği ile Gergedan veya deniz atıyla at benzeseler de birbirlerinden türemezler.
    Zaten yazının içinde de kaçınılmaz olarak ortaya çıkan cümleler çok ibretlik. Mesela, ben bir bilgisayar hardware teknikeri olarak bilgi depolamanın, kopyalamanın, sıkıştırmanın çok karmaşık işleyişler olduğunu, dünyanın her geçen gün bunu daha hızlı ve iyi başarmak amacıyla milyonlarca dolar yatırım yaptığını, en iyi mühendislerin çalıştığını biliyorum. Protein sentezinde amino asitleri anlatırken ‘kodlanmış bilgi’ olduğunu anlatıyorsunuz. Sadece bu gerçek bile bir kodlayıcı aklın varlığına işaret eder.
    İki ayrı kurbağada 29 fark var (ikisi de kurbağa) bizimkiler maymunlarla aynı, yani ikisi de kurbağa bile olsalar, bizim maymunlara olan yakınlığımızdan daha uzaklar demeye gelmiş bu cümle.
    Kısacası, bilgilendirici ancak önermesi yanlış bir yazı bu, yazık etmişsiniz zamanınıza, biz de okuyarak tabi ..

Düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?

To Top
Paylaşım

Ayıp Ama!

Lütfen AdBlock eklentisini sitemiz için devredışı bırakınız!