Yaşam / İnsan

İnanç Üzerine Farklı Bir Bakış Açısı

inançNerede doğarsanız doğun, nerede yaşarsanız yaşayın, nasıl eğitim alırsanız alın inanmak insan doğasının olmazsa olmaz özelliklerinden biridir… sebebi acizliğimizdir…
Fizyolojik olarak da insan belki de canlılar arasındaki en aciz varlıktır… Daha doğduğumuz anda birilerinin yardımına ihtiyaç duyarız. Çünkü gelişimimizi tam olarak tamamlamadan anne karnından çıkarız. Eğer doğduğumuz anda annemiz ölür ve çevrede de kimse olmazsa, biz de ölürüz. bu diğer hayvanlar için pek geçerli değildir…

Bu acizliğin bilinçaltında oluşturduğu etki inancı yaratır. annemizin sevgisine, babamızın güvenilirliğine, Tanrının merhametine inanırız... Bu bize güç verir...
Çok nadir insan bu kucağı elinin tersiyle iter küçük yaşlarda, ayakları üzerinde durabilen, zihinsel olarak gelişmiş bazı insanlar
inanmaya ihtiyacım yok. diyebilir ve bence saygı duyulması gereken insanlardır... Düşünsenize alev alev yanan bir dairenin ortasında kalmış, fakat dua etmeyi zihninden bile geçirmeyen, yalnızca o durumla son nefesine kadar baş etmeye çalışan bir birey... Her anlamda acizliğini yenebilmiş bir bireydir...

Olaya şimdiki zamanla bakmasak dahi insanlığın tüm evrelerinde bu inanmanın verdiği rahatlık duygusu yer almıştır... Ateşi çözemeyen insan oğlu ona tapmıştır, ondan yardım istemiştir, yıldırımlara şimşeklere anlam veremeyen insan oğlu Tanrı bize kızdı deyip kurban vermiştir, vikingler thora inanmıştır, yunanlılar neredeyse her boka bir tanrıyı yerleştirmiştir vs.
Tabi bunları yapan insan oğlu hiçbir zaman durmamış, sürekli zihinsel olarak kendini geliştirmiştir... Şimdiki zamanda, neredeyse tüm insanlar bu yukarıda söylediğim Tanrılara inanmaz. Başka bir deyişle hepsine karşı ateist görüşlüdür...
Bu da şunu gösterir, çok söylenen bir söz olmasına karşılık bahsetmeden geçemeyeceğim, şu anda müslüman olup Allah
a inanan biri, vikingler zamanında yaşasaydı thora inanacaktı... Çünkü inanan kişiler inandıkları şeyi kendi çocuklarına empoze ederler... Bir çocuk da ebeveynlerinin söyledikleri şeyin doğru olduğuna inanır hiç kuşkusuz... İsterseniz kendi hayatınızda deneyin; eğer bir çocuğunuz varsa veya olduğunda onu yunan mitolojisinin doğruluğuna inandırın... Deniz tanrısına, aşk tanrısına, herküle vs. hepsine inanmasını sağlayın. Eğer hırsızlık yaparsan zeus çarpar seni deyin. Sosyal ortamında dalga geçilecektir bu düşüncelerini açıkladığında bir zaman sonra, fakat siz onlara kulak asma, bu bir sınav ve sınavında başarısız olmanı istiyorlar. deyin... Bu çocuk karakter yapısına bağlı olarak değişen bir zaman süresi boyunca sizin söylediğiniz her şeye inanıp, yapması gereken şeyleri yapacaktır... Bir gün olur da kendi sorgulamaya kalkarsa, çok zor bir yoldan geçecek ve bir ihtimal beni bunca yıl kandırmışlar. diyebilecektir... Fakat unutulmaması gereken şey, bu çocuk bunu hiç düşünemeyebilir ya da düşünemeden ölebilir... ve zeusa inanan biri olarak ölür…

Bu acizlik duygusunun insan oğluna kazandırdığı bir özellik de bencilliktir… doğada fiziksel olarak eksik olan insan, zihinsel olarak kendini üstün görme eğilimindedir…
Yıllar evvel dünyayı evrenin merkezinde zanneden insanlar bunun en güzel örneğidir... Onlara göre tüm evren dünyanın çevresinde hareket eder...
Bu insan topluluklarının arasındaki bazı yırtık kişiler zamanla bu düşünceyi çürütmüşlerdir... Bu yüzden egoları yaralanan insan oğlu, başka şeylerde üstünlüğünü kanıtlama çabasına girer... Örneğin biraz alan daraltıp güneş
in dünya etrafında döndüğüne inanırlar, çünkü öyle olmalıdır. Gök cisimleri dünya için çalışmalıdır… Bunun örneğine Kuran-ı Kerimde de rastlanır. (tarihsel olarak bakıyorum)

-ve günes kendisi icin belirlenmis bir
“karar yerine” ( günesin batış yeri) hareket-etmektedir…

-Güneşin aya yetişmesi veya gecenin gündüzün önüne
geçmesi olacak is değildir. ve bunların her biri bir
yörüngede ( bizim çevremizde ve doğuş yerinden batış yerine
böylelikle) yüzüp-gitmektedirler. (yasin 38, 40)

Allah geceyi (muhtemelen bu ay ile birlikte) ve
gündüzü (muhtemelen bu güneş ile birlikte)
çevirip-döndürmektedir… (nur 44)

O zamanlar da yaşayan bizler olsaydık, değişen hiçbir şey olmayacak, biz de aynı şeyleri düşünecektik... ki şimdi bile astroloji denilen, bilimsel hiçbir verisi bulunmayan bir fal çeşidine cahil kalmış toplumların tamamına yakını inanıyor, bunu hepimiz biliyoruz... Onlara göre 12 burç, kızlı erkekli 24 karakterde insan var dünyada. ve tüm yengeçler birbirine benziyor, benzemeyenlerin kesin yükselenleri farklıdır vs.
Biliyorsunuz burçlar doğum anında uzaya doğru hayali dikilen dik bir çubuğun o an orada hangi takım yıldızı varsa, onun doğan kişiye olan çekim etkisinin, o kişinin karakterini etkilemesidir... Fakat o an, yoldan geçen bir arabanın çekim kuvveti o takım yıldızınkinden kat kat daha fazladır.
peki ama çok tutuyor yeaa tabi ki tutar, balık burçlu biri büyürken kulağına balık duygusaldır, balık duygusaldır, balık duygusaldır telkinleri geliyor. Doğal olarak kişi duygusallaşıyor. bu burç olayını şu deneyi anlatarak bitireyim, burçlar hakkında dünyanın en önde gelen kişilerine deney yapıyorlar (olayı okuduğum yeri hatırlayamadığım için kaynak veremiyorum kusura bakmayın) , odaya 5 kişi geliyor, odaya girmeden önce kişisel özelliklerini yazıyorlar bir zarfa koyuyorlar. Sırayla burçlarını söylüyorlar ve bu astroloji uzmanları zarftaki özelliklere çok yakın şeyler söylüyor. Başarılı oluyorlar yani. daha sonra bir 5 kişi daha giriyor ve zarfa burçlarını yazıyorlar. Teker teker karakteristik özelliklerini anlatıyorlar ve o burç uzmanları 5 kişiden yalnızca birinin burcunu doğru tahmin edebiliyor... neden üniversitelerde astroloji bölümü yok anlamışsınızdır umarım.
Unutmadan burçlar arası uyum diye bir şey de vardır ve baya rağbet görür bunun da tarihsel açıklaması ; mars tanrısıyla venüs tanrıçası evlenir ve bir sürü çocukları olur ve buradan çıkan astrolojik kavram da koç burcu(mars tanrısı ve onun çocukları)ve terazi burcunun(venüs tanrıçası ve onun çocukları)birbirine en uyumlu çift olduğudur mesela...

Neyse,

demek istediğim bu ben merkezcilik tarih boyunca var olmuş ve hala varlığını sürdüren bir davranıştır... İnsanlar sırf bu yüzden dinlere inanır... Ortalama 70-80 yıllık bir ömrü kabul edemeyiz... Bizim sonsuza kadar var olmamız lazım çünkü biz özeliz!

Gezegenlerin-boyutları-karşılaştır

Hayal gücünüzü henüz yitirmediyseniz bir müddet resmi inceleyip hayal etmeye çalışın... Değersizliğinizi, sıradan canlılar olduğunuzu fark etmeye çalışın... bu konu üzerinde bir kaç hafta düşünüp üzerine giderseniz hiç hissetmediğiniz kadar garip hissedeceksiniz... Size mutluluktan bahsetmiyorum, acıdan, depresyondan bahsediyorum... Çünkü yıllardır zihninize kazınmış binlerce şeyin nasıl bir fikir ekme olayı olduğunu anlamanız soğuk duş etkisi yapacaktır...

Kabul ediyorum özel varlıklarız, fakat bu özelliğimiz yalnızca gelişmiş beynimizle alakalı bir durum... ve hayatta olmamızla?! Ne demek hayatta olmamızla? Ölmüş birinin kendisini özel hissettiğini söyleyebilir misiniz? O yalnızca ölüdür ve yaşarken tüm evrenin onun için var olduğunu düşünmüş biri de olabilir... Epikur yoktum, varım, olmayacağım, umurumda değil. der. Doğmadan önce ne kadar değerliyseniz, öldükten sonra da o kadar değerli olacaksınız...

Uzun sohbetler ettiğim kişilere hep şu öğüdü veriyorum. Descartesın dediği gibi eğer gerçeği gerçekten bilmek istiyorsan, hayatında bir kez olsun bütün şeyler hakkında şüphe et!
Ben sorgulamaya başladığım anda durup düşünmüştüm yıllar evvel… Burada değil de başka bir ülkede başka bir toplumda doğsaydım nasıl şeyler düşünecektim, ne gibi şeylere inanacaktım, hangi insanlara kötü gözle bakacaktım, diye… Bu düşüncenin sonunda vardığım sonuç, toplumun geneli ve yakın çevrem neye karşı ne düşünüyorsa ben de onu düşünecektim yine bu yaşa, bu beyin olgunluğuna erişene kadar oldu… Bu sonuç da beni Descartesın sözüne götürdü... Yani bir gece yatağıma uzandım ve yarın sabah yeniden doğacağım. düşüncesiyle uyudum... Uyandığımda tamamen nötr vaziyetteydim. kendimi buna koşullandırmıştım. bilinçli olarak doğmuş bir bebek idim. ve tamamen objektif bir şekilde araştırmalar yaptım. Her görüşün üstadını anlamaya çalıştım. Yaklaşık 3 ay sonra dinlerin toplumsal, psikolojik bir yapı olduğunu anladım ve deist bir görüşü benimsedim. 3-4 yıl sonra da, bu 3-4 yıl içinde bilimle çok haşır neşir olmamın verdiği bir güçle (güç diyorum çünkü yılların kalıplaşmış düşüncelerini yıkmak kolay iş değil.) olan her şeyin kendi kendine olabileceğine, bilimin açıkladığına, açıklayamadıklarını bir gün mutlaka açıklayacağına inanarak, var oluşun başlangıcına tüme varım yoluyla koyduğum Tanrıyı düşüncelerimden kaldırdım… Çünkü sonsuzun başlangıcına bir şey koyarak ona tanrı dediğimde, onun da başlangıcına bir şey koyabilme durumum ve bu ekleme durumunun da sonsuza ulaşma durumu ortaya çıktı… Şu anda evrenin sonsuzdan beri daralıp genişlediğine, katrilyonlarca big bangten birinde rastgele oluşmuş canlılar olduğumuza inanıyorum (buradaki inanıyorum, bilimsel bilgilerimin eksikliğinden kaynaklı bir inanıyorum)… ve bunun hakkında daha fazla düşünmüyorum, benim alanım değil, düşünmek zorunda da değilim…

Oyunuz kaydedildi! Şimdi paylaşabilirsiniz!


Ne Düşünüyorsun?

  • Beğen
  • Hahaha
  • Sevimli
  • İnanılmaz
  • Üzgün
  • Sinirli

İlginizi Çekebilecek Benzer Yazılar


Düşüncelerini bizimle paylaşır mısın?

Düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?

To Top
Paylaşım

Ayıp Ama!

Lütfen AdBlock eklentisini sitemiz için devredışı bırakınız!