Tarih

Büyük İnisiye Apollonius İstanbul’da

İncil’deki İsa’mi Apollonius’mu yazımdan sonra Apollonius’u merak eden çok fazla kişi olduğunu farkettim ve tekrar Apollonius hakkında yazmaya karar verdim. Apollonius gelmiş geçmiş en büyük inisiyelerden biri diye biliriz fakat malesef hakkında pek fazla kaynak yok. Olanlarda ona karşı olarak yazılmış kaynaklar, dahada kötüsü Türkçe kaynaklar bulmak imkansız gibi birşey.Konuyu daha fazla dağıtmadan başlıyorum.

Romert de Clery adında bir haçlı askerinin hatıralarında yazdıkları

“Şehrin bir başka yerinde pek şaşılacak bir şey daha vardır. Her biri en azından kulacın üç katı ve en azından kulaç yükseklikte iki sütundu bunlar. Ve münzevi kişiler bu sütunların tepesindeki küçük barınaklarda yaşarlardı ve sütunlarda, insanın yukarı çıkabileceği kapılar vardı. Bu sütunların dışına, Konstantinopolis’te olmuş ya da olacak bütün olaylar ve bütün fetihlere ilişkin kehanetlerin resmi yapılmış ve yazılmıştı. Ama olay meydana gelene kadar kimse bunun ne olduğunu anlamıyordu ve meydana gelince de insanlar oraya giderek durum üzerinde düşünüp taşınıyorlar ve sonra da, ilk olarak, olayı görür ve anlarlardı. Ve Fransızların bu fethi, hatta şehrin alınmasıyla sonuçlanan saldırıyı yaptıkları gemiler bile burada yazılmış ve resmedilmişti. Rumlar olay meydana gelmeden önce bunu anlayamadılar ama, olay meydana gelince bu sütunlara bakmaya ve durumu düşünüp taşınmaya gittiler ve resmedilmiş gemilerin üzerine yazılmış kelimelerle, kısa saçlı ve demir kılıçlı bir ırkın Batı’dan Konstantinopolis’i fethe geleceğini söylendiğini gördüler.”

Nedir soylu haçlının sözünü ettiği ve kehanetlerin resimleri ile süslenen bu sütunlar? Bunlar hiç kuşkusuz, Apollonius’un yazdırttığı bronzdan dikili taşlardır!

M.S. I’nci Yüzyılın başlarında doğan ve 97 yılında öldüğü, daha doğrusu yok olduğu, ortadan kaybolduğu söylenilen Kapadokya doğumlu Tyana’lı Apollonius, Bizans olan İstanbul’u ziyaret eden, gizemlerine gizemler katan antik “sihirbazlar”dan ilki değilse de kentin tarihinde izler bırakan, inanışlara yol açan ilklerden ve ünlülerden biridir. kehanetler dolusu sütunlardan başka sineklerin istilasına uğramış olan İstanbul’da tunçtan büyük boyda bir sinek heykeli yaptırır ve bu büyülü heykelin sayesinde kenti sinek belâsından kurtarır.

Bizans’ın yücelişini ve çöküşünü öngördüğü söylenen ve Fisagoras’ın izleyicisi olan Apollonius yukarıda sözü edilen sütunları diktirir, İmparator sarayının kapılarında tılsımlı yazılar yazar. Ölümünden veya kayboluşundan sonra Roma İmparatoru Caracalla, Kapadokya’da, onun anısına bir tapınak inşa ettirir, İmparatorun annesi Julia Dona ise Yunanlı Philostratos’a “Apollonius’un hayatı”nı yazdırır.

Kapadokyalı Apollonius yalnızca bir kâhin değildi, bir gizemci, bir gezgin, gizli öğretimden geçen biriydi, öyle biliniyor ve anılıyor Batı gizemciliğinde. Mucizeler yaratıyor Voltaire’in bile çok önemsediği bu Apollonius. Roma’dayken bir cenazeyi durduruyor, ölü sanılan oysa kataleptik transta olan bir genç kızı uyandırıyor. Şifa dağıtıyor, Efes’i vebadan kurtarıyor.

Daha yirmi yaşındayken keşişliği seçiyor, bir süre Antakya’daki Apollonius Tapınağı’nda kalıyor, Hindistan’a gidiyor, Tibet’e kadar uzanıyor, Roma’yı, İspanya’yı, Mısır’ı ziyaret ediyor ve Tarsus’tan da geçiyor.

Hindistan’da gördüğü bazı son derece değerli, inanılmaz bilgiler içeren, bilinmeyen bir geçmişten kalan, unutulan bir bilgeliğin ürünü olan kitaplardan söz ediyor Apollonius, Hint gizemcileri ile yaptığı konuşmaları naklediyor, tanık olduğu – bugün parapsikolojinin kapsamına giren – olayları anlatıyor, havada duranları, hiçbir dış etkene başvurmadan ateş yaratanları anlattığı gibi.

Ölümünden iki yüzyıl sonra Apollonius’un hayaleti Kapadokya’yı talan etmeye hazırlanan Roma İmparatoru Aurelianus’a görülüyor ve Roma’lılar geri çekiliyorlar.

Uzakdoğu’nun öğretileriyle yüklü “Anadolu Çocuğu” Apallonius Uzakdoğu’nun gizemlerini, Anadolu ve İstanbul yoluyla, antik Batı’ya ulaştırıyor, kehanetleri ve şifacılığı ile destekliyor, bir “Gizem Yolu”nun başlangıçlarını çiziyor.

Batı’dan İstanbul’a gelen, bir arayış veya bir sentez peşinde olan gizemcilere Apollonius bir işaret verir gibi oluyor, birçoklarını yüzyıllar boyunca getirecek, çağıracak bir işaret.

Fetih’i ve Bizans’ın çöküşünü Apollonius kehanetlerinde öngörüyor bir dizi kehanetin öncülüğünü yaparcasına ve kehanetlerden kaynaklanan bazı inanışları Joseph von Hammer, “Osmanlı Tarihi”nde ayrıntılı olarak sıralıyor.

Oyunuz kaydedildi! Şimdi paylaşabilirsiniz!


Ne Düşünüyorsun?

  • Beğen
  • Hahaha
  • Sevimli
  • İnanılmaz
  • Üzgün
  • Sinirli

İlginizi Çekebilecek Benzer Yazılar


Düşüncelerini bizimle paylaşır mısın?

Düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?

To Top
Paylaşım

Ayıp Ama!

Lütfen AdBlock eklentisini sitemiz için devredışı bırakınız!